Erteleme (Prokrastinasyon), dışarıdan bakıldığında klasik bir "tembellik", "zamanı iyi yönetememe" veya "sorumsuzluk" gibi görünür. Ancak DEHB'li bir yetişkin için erteleme eylemi, keyifli bir kaçamak değil, içinde hapsolduğu ve kendi kendine işkence ettiği zihinsel bir hapishanedir.
Tembel bir insan, yapması gereken işi yapmayıp kanepede televizyon izlerken bundan büyük bir haz alır ve zerre kadar suçluluk duymaz. Oysa DEHB krizindeki biri, yapması gereken o işi yapmadığı her saniye kanepede oturup zihninin içinde kendine bağırır: "Kalksana! Neden kalkamıyorsun? Sadece laptopu açacaksın, neden bu kadar zor? Ne biçim bir insansın sen!" Beden felç olmuş gibi görünürken, zihin içeride 300 kilometre hızla duvarlara çarpmaktadır.
Bu duruma DEHB literatüründe "DEHB Felci" (ADHD Paralysis) adı verilir. Kişi aslında görevi yapmak zorundadır, yapmak için derin bir istek de duyuyordur ve yapmadığı için kahredici bir utanç içindedir; ancak fiziksel olarak bedenini o sandalyeden kaldırıp masaya oturtmayı başaramaz. Beyin ile kaslar arasındaki o görünmez "Başlama (Activation)" köprüsü yıkılmıştır.
Erteleme eylemi bir "karar" değil, nörolojik bir sistem çöküşüdür. Göreve başlamayı "düşünmenin" yarattığı o görünmez duvar, çoğu zaman görevin kendisini yapmaktan çok daha fazla enerji tüketir ve acı verir.
Toplum, erteleme sorununun aşılması için insanlara sürekli "zaman yönetimi taktikleri", "renkli ajandalar", "yapılacaklar listesi (to-do list)" ve "Pomodoro tekniği" satar. Ancak DEHB beyni için sorun zamanı planlayamamak değildir; sorun o plana uymak için gereken duygusal regülasyonun (duygu düzenlemenin) ve kimyasal yakıtın (dopaminin) eksikliğidir. Bir arabanın deposunda benzin yoksa, o arabanın direksiyonuna dünyanın en iyi navigasyon cihazını (ajandasını) da taksanız o araba yerinden milim kıpırdamaz.
Nasıl Görünür?
Erteleme canavarı, masum gibi görünen günlük bahanelerin arkasına saklanarak tüm hayatı felç eden şu şekillerde görünür:
- "Tam Saatinde" Yanılgısı: Eğer bir işe başlamayı planladığınız saat 14:00 ise ve saatin 14:04 olduğunu fark ederseniz; beynin anında "Tüh, saati kaçırdım, artık mecburen 15:00'te başlamam lazım" diyerek kendini o 56 dakikalık bekleme boşluğuna (paraliziye) mahkum etmesi.
- Üretken Erteleme (Productive Procrastination): Çok önemli bir bitirme tezini yazmaktan kaçmak için, mutfak dolaplarındaki tüm baharatlıkları alfabetik sıraya göre dizmek ve fırının içini saatlerce fırçalamak. (Sahte bir başarma hissiyle vicdanı rahatlatmak).
- Bilgi Toplama Tavşan Deliği: Göreve başlamadan önce "kendini tamamen hazır hissetme" bahanesiyle, konu hakkında 45 tane makale okumak, 12 YouTube videosu izlemek ve günün sonunda asıl işe tek bir satır bile yazamadan yorgun düşmek.
- Analiz Felci (Analysis Paralysis): "Nereden başlayacağım?", "Önce başlığı mı yazmalıyım yoksa giriş paragrafını mı?", "Hangi kalemi kullansam?" gibi sayısız küçük seçenek arasında boğulup o ağırlık altında ezilerek işi tamamen bırakmak.
- Hafızaya Güvenme Yalanı: Görevi bir yere not almak yerine "Ben bunu akşam hallederim, nasılsa aklımda" diyerek çalışma belleğinin o zayıf ipine tutunmak ve elbette unutmak.
- Korkunç Dağ Sendromu: Brendan Mahan'ın "Wall of Awful" (Berbatlık Duvarı) olarak adlandırdığı durum; aslında sadece 15 dakika sürecek e-posta atma işinin, zihinde Everest Dağı'na tırmanmak kadar imkansız ve korkunç bir illüzyona dönüşmesi.
Bilim
Dr. Tim Pychyl ve diğer erteleme araştırmacılarının altın kuralı şudur: "Erteleme (Prokrastinasyon) bir zaman yönetimi problemi değil, bir duygu düzenleme problemidir."
Olumsuz Duygudan Kaçış: Ertelediğimiz şey aslında o "görev" değildir; o göreve başladığımızda hissedeceğimiz "Olumsuz Duygulardır". Eğer bir iş sıkıcıysa (dopamin eksikliği), karmaşıksa (nereden başlanacağı belli değilse) veya kişi o işi yeterince mükemmel yapamayacağından korkuyorsa (kaygı); beyin bunu bir "tehdit" olarak algılar. DEHB beyinlerinde (duygu düzenleme rehberinde gördüğümüz gibi) duygusal fren sistemi çalışmadığı için, bu olumsuz duygular katlanılamaz derecede acı verir. Beynin tek bir hedefi vardır: Bu acıdan hemen kurtulmak! Böylece beyin farenizi hemen sosyal medyaya veya YouTube'a yönlendirerek sizi saniyeler içinde o "sıkıntı ve kaygı" cehenneminden çıkarıp "rahatlık" cennetine ışınlar (Anlık Dopamin İkamesi).
Yürütücü İşlevlerin Zayıflığı: Sağlıklı bir prefrontal korteks devreye girip "Eğer şimdi dizi izlersen acıdan kurtulursun evet, ama yarın raporu veremediğinde kovulursun" diyerek uzun vadeli sonuçları (geleceği) hesaplar. Ancak DEHB'de prefrontal korteks uykuda olduğu için, beyin "gelecekteki felaketi" hesaplayamaz. Beyin sadece ve sadece o anki "kurtuluş" hissini umursar. Gelecek, DEHB evreninde var olmayan bir zamandır.
Adrenalin Kompanzasyonu (Son Dakika Canavarı): Tim Urban'ın "Panik Canavarı" olarak popülerleştirdiği bu durum, DEHB beyinlerinin favori benzinidir. Görev sıkıcı olduğunda DEHB beyni o işi yapacak dopamini üretemez. Kişi teslim tarihinin bitmesine saatler kalana kadar (bazen okyanusun dibine kadar) işi erteler. Son dakikada ortaya çıkan yoğun stres, ölümcül bir korku ve "Mahvoldum!" hissi, beynin ilkel bölümü olan amigdalayı tetikler.
Sisteme o kadar yüksek dozda adrenalin, kortizol ve noradrenalin pompalanır ki, bu stres hormonları beyinde eksik olan dopaminin işlevini "taklit ederek" prefrontal kortekse elektrik verir. Sistem zorla ateşlenir ve "son dakika hiperfoküsü" başlar. Kişi mucizevi bir şekilde 1 aylık işi 5 saatte yapar. Bu yöntem çalışır, evet. Ancak beyni ve böbreküstü bezlerini (adrenal sistemi) o kadar yorar ki, kişi projenin ertesi günü derin bir tükeniş (burnout) depresyonuna girer.
Mükemmeliyetçilik Bir Travmadır
DEHB'de ertelemenin arkasında yatan maskelerden en tehlikelisi "Mükemmeliyetçilik"tir. Çoğu insan mükemmeliyetçiliği "yüksek standartlara" sahip olmak sanır. Oysa DEHB'li bireylerde mükemmeliyetçilik bir travma tepkisidir. Çocukluklarından beri defalarca hata yapıp "dikkatsiz" veya "isteksiz" olmakla sertçe eleştirildikleri için, beyin kendini korumak adına kusursuz bir kalkan geliştirir: "Eğer bir işi kusursuz ve en iyi şekilde yaparsam, beni eleştiremezler."
Ancak kusursuzluk imkansızdır. Beyin bu imkansız ağırlığın altında ezildiğinde de tek bir savunma mekanizması kalır: Hiç başlamamak. Eğer başlamazsan, hata da yapmazsın.
Ne Yapabilirsin?
Ertelemeyi yenmenin sırrı, o irade savaşına hiç girmemektir. İrade kasınız zaten zayıftır. Yapmanız gereken, o kocaman Dağ'ı (Wall of Awful), üzerinden yürüyerek kolayca geçilebilecek bir "çakıl taşına" dönüştürmektir.
- "İsviçre Peyniri" Yöntemini Seçin: Büyük bir projeyi (Örn: Tezi bitirmek) bir bütün olarak zihinde tutmak beyni dondurur (Analiz Felci). Hedefiniz projeyi bitirmek olmasın. Hedefiniz o büyük bloğun içinde (tıpkı bir İsviçre peyniri gibi) "rastgele ufak delikler açmak" olsun. Sırası, mantığı veya bütünlüğü umrunuzda olmasın. En kolay gelen, canınızın en çok istediği o minik kısımdan başlayarak göreve küçük delikler açın.
- Fiziksel Birinci Adımı (Next Physical Action) Belirleyin: Yapılacaklar listenize "Vergi evraklarını düzenle" yazarsanız o iş asla yapılmaz. O kavram o kadar geniştir ki beyin nereden başlayacağını bulamaz. Listeye şunu yazın: "Mavi dosyayı al, masaya koy ve içindeki faturaları sadece masaya dök." (Tıpkı yazar David Allen'ın dediği gibi). Düşünceleri eyleme indirin. Dosyayı alıp dökmek sadece 5 saniye sürer ve bedenin o fiziki hareketi, devasa ataleti (paraliziyi) kırmak için yeten ilk kıvılcımdır.
- "Sadece 5 Dakika (Berbat Yapma)" Kuralı: Kendinizle bir anlaşma imzalayın: "Bu işe sadece 5 dakika tahammül edeceğim. 5 dakikanın sonunda eğer cidden canım acırsa, işi tamamen bırakacağım ve kendimi suçlamayacağım." Bir eyleme başlamanın yarattığı sürtünme eşiği çok yüksektir; amaç bu eşiği sıfıra indirmektir. Bir eylem başladığı anda (örneğin ilk cümleyi yazdığınızda), beynin korktuğu o acı dağılır ve "Sanırım bir şeyler yapıyoruz" diyerek hareketin kendisi motivasyonu doğurur. Mükemmeliyetçiliği öldürmek için ise "Harika bir rapor yazacağım" demeyin, "Dizi izlerken kucağımda laptopla berbat ve okunmaz bir iki satır karalayacağım" deyin.
- Body Doubling (Kütüphane Etkisi) ve Dışsal Sorumluluk: Kanepede kilitlendiğinizde beyni tek başına yenmek zordur. İşin içine dışsal bir "hesap verebilirlik" katarak beyni "sosyal düzeyde" kandırın. Varsa DopaLive seanslarında başkalarıyla aynı anda çalışmak veya sadece bir arkadaşınızı arayıp telefonun ucunda sesini duyarak çamaşır katlamak (Ayna Nöronları kullanmak), beynin "Şu an güvendeyiz ve başkaları da bir şeyler yapıyor, savaşma vakti" demesini sağlar.
- Duygusal Röntgen (İsimlendirme): O görevi yapmaktan neden kıvranarak kaçıyorsunuz? Kendinize dürüst olun ve kağıda yazın. Sıkıcı olduğu için mi? Karmaşık ve zor geldiği için mi? Yeterince iyi yapamayacağınızdan korktuğunuz için mi? Duyguyu isimlendirdiğiniz anda amigdalanın gücünü düşürür ve o devasa korkuyu gerçek boyutlarına indirgersiniz. "Bu raporu yazmaktan korkuyorum çünkü patronun ne istediğini tam anlamadım." Bakın, mesele tembellik değilmiş, sadece "belirsizlikmiş". Çözüm belli: Patrona bir soru sor!
- Mekânsal Resetleme: Evdeki masanız beyninizde "Burada dizi izlenir, video kaydırılır ve erteleme yüzünden acı çekilir" olarak kodlanmışsa, o masada işe başlamak için yerçekimine karşı savaşırsınız. Laptopunuzu alın, evden çıkın ve sadece iş için gittiğiniz, beynin sıfırdan "Burada çalışılır" kodunu yazacağı x bir kafeye veya yepyeni bir alana gidin. Çevresel tetikleyiciler değiştiğinde, nörolojik kısır döngü de kırılır.
İlgili Okumalar
Sürekli erteleme döngüsünü, beyninize düşman kalmadan, kendinizi kırbaçlamadan ve merhametli nörolojik yöntemlerle kırmak için yazılarımız:
